Telekom Operatör CEO’ları Dijital Gündem'in konuğu oldu

Buradasınız

Kovid-19 sürecinde her hafta gerçekleştirdiği video konferanslarla dijital dünyanın nabzını tutan Dijital Gündem programı, beşinci etkinliğinde telekom operatörlerinin yöneticilerini konuk olarak ağırladı.

Programa Ulaştırma ve Altyapı Bakan Yardımcısı Ömer Fatih Sayan’ın yanı sıra,  Türksat Genel Müdürü Cenk Şen, Türk Telekom Genel Müdürü Ümit Önal, Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan ve Vodafone Türkiye Genel Müdürü Colman Deegan konuşmacı olarak katıldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Ömer Fatih Sayan, pandemi sürecinde artan internet ihtiyacını vurgulayarak, bütün operatörlerin altyapılarının artan talebi problemsiz bir şekilde karşıladığını vurguladı. 5G teknolojisine de değinen Sayan, 5G çalışmalarında artan yerlilik oranlarına dikkat çekti.

Kovid-19’a karşı üzerlerine düşeni yaptıklarını, dijital altyapının ve dijital operatörlerin kendilerini kanıtladığını belirten Şen, bu süreçte yapılan yatırımların meyvesinin toplandığını söyledi.

Şen, rekabet ve birlikte çalışabilirlik kelimelerinin ortak olarak kullanıldığı “rekabirlik” diye bir kavramın ortaya çıktığını aktararak, bu mantıkla bundan sonraki süreçteki engelleri de aşarak devletin ve milletin ihtiyacı olan hizmetleri vermeye devam edeceklerini vurguladı.

Türksat 5B uydusu kapasiteyi 17 kat artıracak

Türksat’ın bir operatör olduğunu, çünkü dijital dünyanın bir takım oyunu gerektirdiğini aktaran Şen, şöyle konuştu:

Bu dünyada, yazılımcısından donanımcısına, altyapıcısından ağ altyapısına herkesin uyumlu bir şekilde çalışması ve birbirini tamamlaması gerekiyor. Bu noktada uydu, bundan önce baş aktör olarak yerine getirdiği görevleri şu anda tamamlayıcı, eksik kalan yerleri bütünleyici, birlikte çalışabilir şekilde ihtiyaçları karşılayıcı bir görev edindi.

Şen, salgın sürecinde dijital dönüşümün hayata içkinleştiğini ve uydu sektörünün de bu değişime ayak uyduran ve hızlı değişmeye devam eden bir sektör olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

Özellikle karasal altyapının 3G ve 4G aşamasından sonra sağladığı hizmet kalitesine karşı uydunun kullanılabilirliği birim maliyeti açısından ciddi anlamda sıkıntıya girdi. İnsanların alışkanlıkları değiştiği için özellikle televizyon yayınları kişiselleşen teknolojilere yöneldi. Türkiye’de ve Dünya’nın birçok ülkesinde birim maliyeti çok yüksek bir kullanım aracı olarak görülen uydu, son günlerde gelişen teknolojiye yönelik olarak ciddi anlamda rekabet edebilir bir maliyete gitmeye başladı.

Teknolojik gelişmeler sonucunda, daha büyük kapasiteli uydular yapmaya başladık. Bunun somut örneğini Türksat 5B uydumuzda yaşayacağız. 50 GB/s yüksek kapasiteye sahip bu uydu, şu anda uzayda aktif olan Türksat 4B uydumuzun kapasitesini (3-3,5 GB/s) 17 kat artıracak. Bu uyduyu 2021 yılının ikinci çeyreği içinde uzaya göndereceğiz.

Uydu üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik çalışmalar var

Şen, yüksek performanslı uydulardan sonra uydu üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik uyduların toplu üretim bandı varmış gibi toplu olarak üretilmesine yönelik çalışmaların gerçekleşmeye başladığına işaret ederek, “Bu özellikle birlikte takım uydular konsepti hayata girdikten sonra bir uydunun hızlı bir şekilde üretilmesi ve maliyetinin düşürülmesi noktasında ciddi ilerlemeler kaydedildi. Hatta 1 milyon doların altında uydu üretimi başlıyor.” diye konuştu.

Daha önceden kapsama alanlarının sabit olduğuna değinen Şen, sözlerini şöyle sürdürdü:

Değişen ihtiyaç katmanına cevap verebilecek şekilde bizim sunduğumuz hizmetleri değiştirmemiz imkân kabiliyetimiz içerisinde değildi. Elastik görev yükleriyle beraber, uydular ciddi anlamda kendi kapsama alanlarını değiştirebiliyor; bu da bize ciddi bir esneklik sağlıyor. Özellikle havacılık ve denizcilik üzerinde uyduların bir hâkimiyeti var. Bu tür bir kabiliyet, daha makul fiyatlarla hizmet sektörüne girmemizi sağlıyor. Ayrıca, elastik görev yükleri ile beraber artık, uydular kendi üzerlerinde bir işlemci kapasitesi taşıyorlar. Verinin uyduya gidip gelmesi sebebiyle oluşan gecikmeleri biraz engellemek için uydularımızın üzerine veri işleme kabiliyeti koyuyoruz ve uyduların 5G gibi saha uygulamalarında bir alternatif olarak kullanılmasının önünü açıyoruz. Bununla birlikte, sadece uydu kapasitesi değil, uyduların uzaya gönderilmesi de ciddi bir maliyet.

100 milyon dolar seviyesinde uydu roketleri ile uydularımızı uzaya götürüyorlar. Bununla ilgili en somut çalışmalar SpaceX tarafından gerçekleştirildi. Roketin uzaya gittikten sonra tekrar kullanılabilmesini sağlayan ya da birden fazla roket taşıyabilen taşıyıcı ‘launcher’lar gündeme geldi. Bunlar da uydunun rekabetçi tarafını ciddi anlamda gerçekleştirdi.

Alçak yörünge uyduları 5G’de tamamlayıcı ihtiyacının bir sonucu

Şen, alçak yörünge takım uydularının ortaya çıktığını belirterek, şunları söyledi:

SpaceX’in sahibi Elon Musk Starlink projesini ortaya attı. Bunun altında iki sebep yatıyor. Uydunun 5G’ye tamamlayıcı bir faktör olarak kullanılabileceğini düşünüyor. Çünkü operatör hizmetleri konusunda özellikle fiber optik altyapının gerçekleştirilmesinin belli şartları bulunuyor. Talebin çok olduğu yere yatırım yapılıyor ya da teknik imkânsızlıklardan dolayı uydunun 5G’de tamamlayıcı ihtiyacının olmasından dolayı alçak yörünge uydularının ortaya çıktığını görüyoruz.

Starlink’in çalışmalarına devam ettiğini ve en son 482 uyduyu gökyüzüne attığını aktaran Şen, “Bu uydular, bizim uydularımızın sahip olduğu gecikmenin çok daha düşük rakamlarla hizmet verdiğini gösteriyor. Bu şartlarda da hizmetin uydu üzerinden de sağlanabileceğini ortaya koyuyor.” dedi.

Şen, uydu operatörleri olarak 5G’yi hem bir fırsat hem de tehlike olarak gördüklerini anlatarak, şu ifadeleri kullandı:

Bu işin iki bacağı var. Yapılan haberleşme bir frekans ihtiyacı duyuyor ve bunu birileriyle paylaşmak zorundasınız. Şu ana kadar her uluslararası ilgili toplantıda mobil operatörlere tahsis edilen frekans, uydu operatörleri tarafından veriliyor. ABD’de C-Bant aralığında 5G’nin kullanılmasıyla ilgili bir husus var. Bu kullanımda verilen hizmetlerle ilgili bugüne kadar uydu operatörleri tarafından kullanılan bir bandın, 5G tarafından kullanılması bir tehdit olarak algılanıyor. Frekans bantlarının kullanılmayan parçaları var. Bu parçaların kapasite artırma şeklinde yönetilmesi noktasında da bazı kararlar var. Bunları yakından takip ediyoruz.

Diğer taraftan 5G bizim için bir fırsat. Mobil operatörlerin en büyük kısıtlarından bir tanesi anten anteni görmeden haberleşme imkân kabiliyetinin olmaması. Bu kadar çok baz istasyonunun sahaya yayılmasının altında yatan sebeplerinden biri de bu. Uydu operatörleri olarak bizim böyle bir kısıdımız yok. Sadece şehirlere hizmet verme niyetinde olmayan, özellikle bağlantının kesilmediği, hizmetin sonlanmadığı bir dünya düşünüldüğü zaman uydu operatörlerinin tamamlayıcı görevleri ciddi anlamda ortaya çıkıyor. Bizim sadece baz istasyonlarında şu an kullanılan teknolojilerden ayrı olarak, operatörlerle yaptığımız çalışmalar var. Yedek sistemler olarak uyduların şu anda gelinen noktada kapasitelerini kullanabileceklerini değerlendiriyoruz. Bu çalışmalar hızla devam ediyor.

Salgın sürecinde e-Devlet Kapısı’nda ayda 500 milyon işlem yapıldı

5G’nin Dünya’yı değiştireceğini ifade eden Şen, şöyle konuştu:

5G, iş yapış şekillerini değiştirecek. İş yapış şekillerini değiştirenler uyum gösterecek, değiştiremeyenler bu sahneden çekip gidecek. Makinelerin makinelerle konuştuğu, büyük ortamlarda verilerin taşındığı, verilerin işlendiği, işlenen verilerden projeksiyonlar yapılarak kararlar verildiği bir noktada uydular bu verilerin taşınmasında sahip oldukları teknolojiler ile en büyük aday.

Şen, 5G’nin özellikle tüm alana yayılmış sensör görevi gören büyük veriyi toplayacağını değerlendirdikleri, fiber altyapı ihtiyacı göstermeden oradaki veriyi taşıyacak en önemli kapasite sağlayıcısının uydular olacağını belirterek, “Verinin kullanıcıya yakınlaştırıldığı, verinin bir yerde toplandığı noktada, 5G yatırımı açısından maliyet etkin çözümler sağlayacak en kolay yöntemin uydu olacağını düşünüyoruz.” dedi.

Öte yandan, e-Devlet Kapısı’nın salgın sürecinde büyük bir sınavdan ciddi anlamda çıktığını vurgulayan Şen, sözlerini şöyle tamamladı:

e-Devlet Kapısı’nda normalde 2016’da ayda yaklaşık 90 milyon işlem yapılıyordu. 2019’da ayda ortalama yaklaşık 300 milyon civarında işlem gerçekleşti. 2020’nin ilk aylarında 325 milyon işlem gerçekleştirilirken, salgın süresince ayda yaklaşık 500 milyon işlem yapıldı. Maske dağıtımından sosyal yardım başvurusuna kadar işlemlerde, şehirlerarası seyahat için belgelerin güncellenmesi, HES kodunun alınması gibi süreçlerde e-Devlet Kapısı kullanılıyor. Bu, devlet büyüklerimizin e-dönüşümü sahiplenmesi sonucunda yıllardır gerçekleştirilen çalışmaların meyvesinin toplanması olarak ifade edilebilir. Yaklaşık 600’den fazla kurumun 5 binin üzerinde hizmetini e-Devlet Kapısı üzerinden sağlıyoruz. e-Devlet Kapısı dönüşmeye devam ediyor. Bundan önceki e-Devlet Kapısı anlayışını şu anda değiştirmeye başlıyoruz.

e-Devlet Kapısı üzerindeki hizmetleri daha anlaşılabilir ve her yaştan insanın kolaylıkla kullanabileceği bir şekle getirerek, dokümanı değil bilgiyi alarak, devletin elindeki bilgiyi vatandaştan sormayarak, hizmetleri birbirinin ucuna ekleyip hızlandırarak, hizmetin neresinde olduğunu vatandaşa söyleyecek bir şeffaflıkta bir süreç yönetimine getiriyoruz. Altyapımız ile operatörlerin altyapısının e-Devlet Kapısı’nın başarısında payı var. Bu, sadece bizim başarımız değil. Operatörler bu altyapıyı bize sağlamasaydı, son kullanıcı e-Devlet Kapısı hizmetini alamayacaktı. Bu bir takım işi ve biz bugüne kadar bakanlığımızın takım kaptanlığıyla operatörlerle birlikte iyi bir takım olduk. Dönüşmeye yeni başlıyoruz; çok daha iyi yerlere geleceğimizi düşünüyoruz.